Almanya’da gençlere yönelik cezalar sertleşecek mi?

Almanya’nın başkenti Berlin’de bu yıl 48’incisi düzenlenen Onur Yürüyüşü (Christopher Street Day, CSD) etkinlikleri sırasında 25 Temmuz gecesi düzenlenen saldırı, ülkede terörle mücadele önlemleri ile ceza yasalarını tartışmaya açtı.
Berlin’de yerel saatle 22.00 sularında 21 yaşındaki Abdul Ballout adlı bir genç beyaz bir nakliye aracını kalabalığın üzerine sürmüş, bir kişinin ölümüne, 31 kişinin de yaralanmasına yol açmıştı. Düzenlediği şiddet eyleminden bir gün sonra polis tarafından yeri tespit edildi, yakalanacağı sırada polise saldırıya kalkıştığı için vurularak öldürüldüğü duyuruldu.
Soruşturma makamları daha sonra Ballout’un cep telefonunda IŞİD’e bağlılık yemini ettiği bir video bulunduğu, Lübnan kökenli Alman vatandaşı failin son yıllarda radikalleştiği ve en az iki kez de terör örgütüne katılmayı denediği bilgisini verdi.
Peki bu terör saldırısı engellenebilir miydi?
Bu soru emniyet güçlerini, yargıyı, siyaseti ve kamuoyunu bütün hafta meşgul etti. Özellikle de 2005 doğumlu Alman gencin saldırıdan kısa süre önce yargılanıp serbest bırakılmış olması, ihmal ve kanuni düzenlemeleri gündeme getirdi.

Peki nasıl oldu da AbdUl Ballout gibi tehlikeli görülen biri güvenlik birimlerinin radarında olmasına rağmen terör saldırısı düzenledi. Almanya siyaseti de emniyet ve yargı da bu soruya cevap arıyor. Saldırının düzenlendigi yere Başbakan Merz ve diğer hükümet üyeleri giderek çiçek bırakırken görülüyorFotoğraf: Annegret Hilse/REUTERS
Soruşturma sırasında Abdul Ballout’un geçen yıl IŞİD’e katılmak amacıyla Lübnan’a gittiği, oradan Suriye’ye geçmeden yakalandığı, hapis cezası aldığı ve akabinde Almanya’ya sınır dışı edildiği ortaya çıktı. Almanya’da da hakkında dava açıldığı, bu yılın Mayıs ayı ortasında 22 ay hapis cezasına çarptırıldığı tespit edildi. Ancak cezanın infazı “ön denetimli serbestlik”newsletterBer kapsamında değerlendirilmiş ve cezası ertelenmişti.
Hakkındaki temel suçlama, “devlet güvenliğini tehlikeye atan ağır bir şiddet eylemine hazırlık” olmasına rağmen Ballout serbest bırakıldı ve bundan kısa süre sonra da 25 Temmuz gecesi Berlin’deki saldırıyı düzenledi.
Terör uzmanı Neumann: Cezalar çok düşük
Olaydan sonra Almanya’da gençlere yönelik ceza kanunları eleştirilerin odağına yerleşti. Londra’daki King’s College Üniversitesi terör uzmanı Prof. Dr. Peter Neumann, haber platformu T-Online’a yaptığı açıklamada, “Cezalar çok düşük. Bana göre gençlik ceza hukuku bazı durumlarda gereğinden fazla esnek yorumlanıyor. Güvenlik yeterince dikkate alınmıyor” diyerek eleştirisini dile getirdi.

Londra’daki King’s College Üniversitesi terör uzmanı Prof. Dr. Peter NeumannFotoğraf: Srecko Matic/DW
Almanya’da 14 yaşından itibaren bireyler cezai ehliyete sahip olarak kabul ediliyor. 18 yaşından itibaren ise kural olarak daha yüksek asgari cezalar içeren yetişkin ceza hukuku geçerli oluyor. Almanya’da gençlik ceza hukuku 14 ile 17 yaş arasındaki gençler için geçerli. Ancak Almanya’da bu düzenleme, gelişim düzeylerinin henüz yetişkinlerle eşdeğer olmadığı değerlendirilirse 18-20 yaş arasındaki genç yetişkinlere de uygulanabiliyor.
Kriminolog Dünkel: Amaç yeniden topluma kazandırmak
Greifswald Üniversitesi’nden kriminolog ve ceza hukuku uzmanı Prof. Dr. Frieder Dünkel, DW’ye yaptığı açıklamada gençlik ceza hukukunun özel bir amaca sahip olduğunu vurguluyor ve “Öncelikli amaç eğitim ve gençlerin yeniden topluma kazandırılması” diye belirtiyor. Dünkel, hâkimlerin sanıklara karşı oldukça esnek davranabildiğini belirterek uyarılar, yükümlülükler ve gerekirse hapis cezalarının da uygulanabildiğini kaydediyor.
18-20 yaş arasındaki genç bireylerinde de duruma göre yine gençlik ceza hukuku kapsamında yargılanabildiğini hatırlatan Dünkel, yargı pratiğinde bu yaş grubundaki bireylerde hâlâ önemli ölçüde gelişim potansiyeli görüldüğünün de altını çiziyor.
Dünkel ayrıca nörobilimsel araştırmaların bunu desteklediğini söylüyor. Davranış kontrolünden sorumlu beyin bölgelerinin ancak 20’li yaşların ortalarına doğru tam anlamıyla geliştiğini, dolayısıyla bireylerin o dönemde olumlu yönde değişebilme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.
Başka bir deyişle Berlin saldırganı Ballout 21 yaşında olmasına rağmen Berlin Mahkemesi’nin onu gençlik ceza hukukuna göre yargılamasının hukuki gerekçeleri mevcuttu. Nitekim suçlamaya konu olan eylemleri, yani IŞİD’e katılma amacıyla Ortadoğu’ya gidişi, 20 yaşındayken gerçekleşmişti.
“Ön denetimli serbestlik” nedir?
Saldırının ardından çıkan çok sayıda haberde Abdul Ballout’un denetimli serbestlikle serbest kaldığı belirtildi. Ancak durum tam olarak böyle değildi. Mahkeme ona altı aylık bir “ön denetimli serbestlik” süresi tanımıştı. Bu da şu anlama geliyor: Altı ay sonra, yani bu yılın Kasım ayında mahkeme genç adamın cezasını cezaevinde çekip çekmeyeceğine kesin olarak karar verecekti.
Sorumlu mahkemenin nihai kararı sonbaharda verecek olması nedeniyle polis tehlikeli olabileceğinden Ballout’u bir süre takip etti, ancak davranışlarında olağan dışı bir hareketlilik saptanmadığı sonucuna vardı. Ayrıca radikalleşmeden çıkışa destek veren bir programa katılması da planlanmış, genç adamla iki kez de ön görüşme yapılmıştı. Kendisiyle eleştirel bir yüzleşmeye gidip gidemeyeceği ve örgüte bağlılığına son verip veremeyeceği değerlendirilmişti.
Dünkel, ön denetimli serbestlik uygulamasının ceza hukukunda nispeten yeni bir enstrüman olduğunu ve çoğu durumda yararlı sonuçlar verdiğini aktarıyor. “Özellikle hâkimin cezanın ertelenip ertelenmemesi konusunda kararsız olduğu durumlarda. Bu nedenle en fazla altı aylık bir süre tanınarak genç kişinin sıkı denetim ve talimatlar altında suçtan uzak bir yaşam sürmesi amaçlanıyor” diye de ekliyor.
Almanya’da hâkimler bu uygulamayı 2012 yılından bu yana kullanabiliyor.
Kriminolog: Önleme görevi gençlik ceza hukukunun işi değil
Berlin’deki saldırının ardından aşırılık tehlikesi görülen vakalarda nispeten hafif cezalar öngören gençlik hukukunun uygulanmaması gerektiğini savunan sesler yükseldi. Ancak Prof. Dr. Dünkel buna karşı çıkıyor ve “Gençlik ceza hukukunun görevi, suç işlenmeden önce toplum için tedbir amaçlı bir önlem oluşturmak değil. Gençlere yönelik ceza hukuku, suç işlendikten sonra devreye girer” diyor. Dünkel ayrıca gençlik ceza hukukunun bazı durumlarda ağır cezaları öngörebildiğini de hatırlatıyor ve örneğin cinayet suçunda 18-20 yaş arasındaki genç yetişkinlere 15 yıla kadar hapis cezası verilebildiğini kaydediyor.
Dönkel’e göre gençlik ceza hukukuna göre mahkûm edilenlerin tekrar suç işleme oranları ve suç yoğunlukları, yetişkin ceza hukukuna göre yargılananlardan daha yüksek de değil:
“Aslında veriler o kadar olumsuz değil. Ayrıca Avusturya veya İsviçre’deki uygulamalardan da farklı değiliz.”
Dünkel’e göre gençlik ceza hukuku, gençlerin bireysel gelişimlerine odaklanan daha dengeli yaklaşımı sayesinde toplumu tekrar suç işlenmesine karşı koruyor. “Ayrıca daha ağır cezalar daha fazla güvenlik anlamına da gelmez” diye ekliyor.
Yeşiller Partisi’nden von Notz, İçişleri Bakanı’na karşı çıktı
Buna rağmen Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU), gençlik ceza hukukunun sertleştirilmesini gözden geçireceğini duyurdu.
Yeşiller partisinin iç politika uzmanı Konstantin von Notz ise hukukçular ve kriminologlar ile aynı görüşü paylaşıyor:
“Şu ana kadar görüşü alınan uzmanların neredeyse tamamı, özellikle genç yetişkinlere verilen uzun hapis cezalarının güvenlik açısından ters etki yaratabileceğine ve mevcut radikalleşme süreçlerini daha da hızlandırabileceğine dikkat çekiyor.”
Berlin saldırganı Abdul Ballout, Almanya Terörle Mücadele Merkezi (GTAZ) tarafından “tehlikeli kişi” olarak sınıflandırılmıştı. Ancak görünüşe göre bu değerlendirme, onun dosyasından sorumlu mahkemeye ulaşmadı. Bunun neden yapılmadığı henüz netlik kazanmazken, eğer ulaşmış olsaydı saldırganın büyük ihtimalle serbest bırakılmayacağı belirtiliyor.
11 Eylül 2001 saldırılarının ardından kurulan GTAZ’de federal yapıya sahip Almanya’daki eyaletlerin emniyet ve istihbarat birimlerinin bilgileri toplanıyor.







